Sevgililer gününü atlattık. Hiç kıymet vermediğim, kutlayana da saygı duymadığım bi gün de olsa insan öyle bi noktaya gelebiliyomuş ki o insanları bile kıskanabiliyomuş. Beni bu hale getirenler utansın diyor Cumartesiye ışınlanıyorum.
Evimde huzurum yok. Bu, bu kadar net. Ailemi seviyorum ama. Ama artık tahammül edemiyorum. Kendi yaşam alanımı istiyorum. Ama param yetmiyor. Yani normal şartlar altında yeter, artar ama benim standartlarımı düşürmem şartı ile yetiyor bu da işime gelmiyor. Koca dayağı yiyip kıçının keyfi bozulmasın diye evde ses çıkarmayan karılar gibiyim.
Off.
Ne diyordum;
beni bu hale düşürenler utansın.
18 Şubat 2012 Cumartesi
11 Şubat 2012 Cumartesi
depres..
İçim sıkılıyo.
Nasıl sıkılmasın yavrum.. Kimseyle konuşmak istemiyorum. Derdimi 1 kişiye anlattım, 2 yazıileiki kişiye de bottomline ı söyledim.
Dün cumaydı dışarı çıkmadım. Bir puzzle aldım, hayatımda ilk defa, başladım denemeye, 1 parça bulduğumda içimde bir düğüm çözmüşüm gibi olmadı belki ama oturmam ve kalkmam arasında 3 saat geçmiş, bak o iyi oldu.
Artık hep böyle herhalde. Ölümü beklerken vakit geçiren yaşlılar gibi yalnızca kendimi oyalıycam.
Of çok bayık.
Hayat da gerçekten zor.
Nasıl sıkılmasın yavrum.. Kimseyle konuşmak istemiyorum. Derdimi 1 kişiye anlattım, 2 yazıileiki kişiye de bottomline ı söyledim.
Dün cumaydı dışarı çıkmadım. Bir puzzle aldım, hayatımda ilk defa, başladım denemeye, 1 parça bulduğumda içimde bir düğüm çözmüşüm gibi olmadı belki ama oturmam ve kalkmam arasında 3 saat geçmiş, bak o iyi oldu.
Artık hep böyle herhalde. Ölümü beklerken vakit geçiren yaşlılar gibi yalnızca kendimi oyalıycam.
Of çok bayık.
Hayat da gerçekten zor.
5 Şubat 2012 Pazar
aman ne garip
Kayıtlara geçsin: bu kız 3. kez yazmaya heves ediyor, 3. kez bu hevesle yeni bir mail hesabı alıyor ve 3. kez sacmasapan bi isim bulup blog açıyor.
Neden?
Blog olgusu çıktığından beri 3 en başından beri ise 6 ya da 7. hayalkırıklığı. Emin değil, sayamıyor. Sayamıyor cunku bi resmi hayalkırıklıkları var, kamuoyuna duyurulmuş, acısını göstere göstere yaşayabildiği bir de gizli saklı yaşadıkları..
İyi bi insan aslında, inancı da kuvvetli, inanmazsak yaşayamayız diyenlerden ama artık Allahın kendisini görmediğine inanıyor -buna da tüm kalbiyle inanıyor- zavallı. Zaten ne yapsa herşeyiyle inanarak kendini inandırarak yapar o.. Yazık, bir şey geliyorsa başına hep hatayı kendinde aradı hep sevdikleri çok haklıydı sorun ondaydı..
Büyüdü artık ne yaparsa yapsın bazı şeylere hükmedemeyeceğinin farkında en azından, tüm hatanın onda olmadığının da.. Karşısındaki güçsüz bi adam, zoru görünce kaçar, sorumluluk dedin mi sen daha iyilerine layıksın der gider, kendi istediği bi şey varsa şayet diil onu dünyayı görmez..
Ama yanlış anlamayın çok iyi bi insan aslında, yalan nedir bilmez, kötülük düşünmez, akıllı, komik ve bi de bu kızın ruh eşi..
idi..
Şimdi bi türk filmi oldular bugüne kadar çok ayrıldı bunlar ama hep -ikisi de- bilirdi birleşeceklerini, bu yuzden kimseye yan gözle bakmazlardı, arada konusur hatta arkadaşlarından gizli buluşurlardı, sonra da sessiz sedasız geri dönerlerdi kürkçü dükkanına hep söz vererek bir daha ayrılmayacaklarına.
Şimdi türk filmi oldular dedim ya, şimdi farklı çünkü, çünkü şimdi emin diil kız, ilk defa, bi daha o adamın elini tutabilecek mi, emin değil.
Adam tamamen ümitsiz o yuzden "bi gün başka birileriyle evlensek dahi ben hep seni sevicem" dedi yoksa der miydi?
Galiba "son" yazdı, seyirciler montlarını giyip dışarı çıkmaya başladı ama bu kız hala son sahne çekilmedi sanıp sırasını bekliyor..
Neden?
Blog olgusu çıktığından beri 3 en başından beri ise 6 ya da 7. hayalkırıklığı. Emin değil, sayamıyor. Sayamıyor cunku bi resmi hayalkırıklıkları var, kamuoyuna duyurulmuş, acısını göstere göstere yaşayabildiği bir de gizli saklı yaşadıkları..
İyi bi insan aslında, inancı da kuvvetli, inanmazsak yaşayamayız diyenlerden ama artık Allahın kendisini görmediğine inanıyor -buna da tüm kalbiyle inanıyor- zavallı. Zaten ne yapsa herşeyiyle inanarak kendini inandırarak yapar o.. Yazık, bir şey geliyorsa başına hep hatayı kendinde aradı hep sevdikleri çok haklıydı sorun ondaydı..
Büyüdü artık ne yaparsa yapsın bazı şeylere hükmedemeyeceğinin farkında en azından, tüm hatanın onda olmadığının da.. Karşısındaki güçsüz bi adam, zoru görünce kaçar, sorumluluk dedin mi sen daha iyilerine layıksın der gider, kendi istediği bi şey varsa şayet diil onu dünyayı görmez..
Ama yanlış anlamayın çok iyi bi insan aslında, yalan nedir bilmez, kötülük düşünmez, akıllı, komik ve bi de bu kızın ruh eşi..
idi..
Şimdi bi türk filmi oldular bugüne kadar çok ayrıldı bunlar ama hep -ikisi de- bilirdi birleşeceklerini, bu yuzden kimseye yan gözle bakmazlardı, arada konusur hatta arkadaşlarından gizli buluşurlardı, sonra da sessiz sedasız geri dönerlerdi kürkçü dükkanına hep söz vererek bir daha ayrılmayacaklarına.
Şimdi türk filmi oldular dedim ya, şimdi farklı çünkü, çünkü şimdi emin diil kız, ilk defa, bi daha o adamın elini tutabilecek mi, emin değil.
Adam tamamen ümitsiz o yuzden "bi gün başka birileriyle evlensek dahi ben hep seni sevicem" dedi yoksa der miydi?
Galiba "son" yazdı, seyirciler montlarını giyip dışarı çıkmaya başladı ama bu kız hala son sahne çekilmedi sanıp sırasını bekliyor..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)